Moda editörlüğü, üstüne fazladan kıyafet eklenmiş bir fotoğraf çekimi değildir. Sekiz-on iki karede anlatılan, kıyafeti ortak ip olarak alan bir kısa hikâyesidir. Hata, onu hırslanmış bir katalog çekimi gibi ele almaktır. Doğru çerçeve sinemaya daha yakındır: bir brief, bir treatment, bir çekim listesi ve savunulabilen tek bir bakış açısı.
Her şey briefle başlar. Bir dergi veya marka birkaç cümle gönderir — bazen bir sezon, bazen bir ruh hali, bazen sadece bir tasarımcının koleksiyonu. Oradan bir mood board kurarım: bir Pinterest duvarı değil, duygusal tonu sabitleyen üç-dört görsel. Biri ışık için, biri duruş için, biri renk için, biri istediğim yüz için. Board’daki her görseli bir cümleyle savunamıyorsam board hazır değildir.
Lokasyon bir sonraki karardır ve insanların sandığından daha çok iş yapar. Stüdyo kontrol verir; lokasyon bağlam verir. Ağırlığı olan bir editörlük için — miras, emek, hava — kıyafetle tartışan bir lokasyon isterim: beton bir yükleme rampası, tuz lekesi bir liman duvarı, sabah dörtte bir otel koridoru. Kıyafet oraya bilerek gelmiş gibi görünmeli, kıyafet çantasında taşınmış gibi değil.
Stilist çekimin ikinci yazarıdır. İyi bir stilist kıyafet getirmez; tez getirir. Koleksiyonu bir dizi olarak konuşuruz — hangi look açar, hangi kapatır, hangisi gözü dinlendiren sessiz orta kare. Aksesuar süs değil, noktalama işaretidir. Bir kemer, bir eldiven çifti, tek bir yüzük bir kareyi bir cümlenin noktası gibi taşıyabilir.
Çekim listesi bilerek kısadır. Sekiz sayfalık bir yayılım için sekiz-on iki hero kare hedeflerim, yani yaklaşık on beş çeker ve aşağı editlerim. Her karenin bir işi vardır: açılış, detay (manşet, topuk, omuzda bir el), modelin kişi olmasına izin veren portre, lokasyonun konuşmasına izin veren geniş. Kare bir işe sahip değilse çekilmez.
Çekim gününde model bir manken de değildir, ortak yazar da — belirli bir eremi olan bir işbirlikçidir. Duyguyla değil, duruşla yönlendiririm. "Pencereye yürü ve üçüncü fayansa dön" işe yarar; "dalgın bak" yaramaz. Modelin işi karede fiziksel olarak canlı olmaktır; benimki doğru yüze tesadüfen üreten fiziksel görevler vermektir.
Edit, editörlüğün asıl yazıldığı yerdir. Sert eleirim, daha sert sıralarım. İlk görsel tonu iki saniyede kurmalı; son görsel süslü değil, hak edilmiş gibi durmalı. Tek bir renk hikâyesine grade ederim — genellikle ölçülü bir tane — ve gerilim için bir-iki karenin bunu kırmasına izin veririm. Yayılım, dizi özne-yüklem-nokta gibi okunduğunda biter.
Blogtan daha fazla
-
Portre Işığı: Karanlığı Nereye Koymalı
Rembrandt, split, kelebek — portre ışıklandırması ışığı nereye koyduğunuzdan çok gölgeyi nereye koyduğunuzla ilgilidir.
Oku → -
Belgesel Fotoğraf: Beklemenin Disiplini
Belgesel işin neden zaman, güven, poz vermemiş anlar ve uzun biçimli dizi istediği — tek bir hero kare peşinde koşmak değil.
Oku → -
Stüdyo mu Lokasyon mu: Doğru Işığı Seçmek
Stüdyoda mı yoksa lokasyonda mı çekmek, ışığı mı kontrol etmek mi yoksa oradakini mi kullanmak, ve görünümü belirleyen ödünleşimler.
Oku →