Blog

Gösteri İçin Değil, Anlatı İçin Edit

Edit, ikinci fotoğraftır. Kareleri seçip sıralayarak bir seti kısa hikâye gibi okutma — başlangıç, basınç, çözülme — ve neden daha az kare kazandığı.

· 6 min okuma · Egemen Mustafa Şener

Edit, ikinci fotoğraftır. Çoğu fotoğrafçı çekimi iş sanır, edit’i temizlik. Tersidir. Çekim malzeme toplar; edit ne söylendiğini belirler. Edit yapamayan bir fotoğrafçı, noktalama bilmeyen bir yazardır — akıcı, ama okunamaz.

En iyi kareyi atarak başlayın. En iyi kare genellikle tekniğinizi pohpohlayan karedir ve diziye karşı koyar. Bir set hitlerin portföyü değildir; bir cümledir. İlk görsel konuyu kurar. Orta basınç kurar. Son bırakır. Ortada tek bir gösterişli kare, bir sohbeti bir bağırış gibi bozar.

Kronolojiyle değil, enerjiyle sıralayın. Seçilmiş kareleri ekrana değil masaya yayın. Ellerinizle taşıyın. Hangi kare hangisinin yanında olmak istiyor izleyin. Sıra "sonra ne oldu" değildir; "okurun sırada ne hissetmesi gerektiği"dir. Uzun bir günün belgeseli şafakta başlayıp gece bitmez; okurun girebileceği yerde başlar.

Daha az kare kazanır. Tutulan bir nefes gibi okunan altı kare, bir temas sayfası gibi okunan yirmi kareyi yener. Okurun dikkati sınırlıdır. Yerini hak etmeyen her kare, hak eden karenin dikkatini çalar. Keski acıyana dek kesin, sonra bir daha kesin.

Edit size neyi çekmeniz gerektiğini öğretir. Sıralamanın yarısında bir boşluk fark edersiniz — almadığınız bir detay, yakını taşıyacak bir geniş. Not edin. Sonraki çekim, bir öncekinin edit’inde başlar. Bu yüzden edit’lerini hiç bitirmeyen fotoğrafçılar hiç gelişmez; neyi kaçırdıklarını hiç görmezler.

Son sınav, seti sırayla orada olmayan birine sesli okumaktır. "Peki sonra?" diye sorarsa bir diziniz var demektir. "Bu neden burada?" diye sorarsa bir portföyünüz. Bir hikâye ilk soruyu sorulmadan yanıtlar. Bir portföy ikinciyi. İkisinin de yeri vardır ama yalnızca biri edittir.